Bir gün sormuşlar ermişlerden birine: "Sevginin sadece
sözünü edenlerle, onu
yaşayanlar arasinda ne fark vardir?"
"Bakın göstereyim" demiş ermiş. Önce sevgiyi dilden
gönüle indirememiş
olanlari çağırarak onlara bir sofra hazırlamış. Hepsi
oturmuşlar yerlerine.
Derken tabaklar içinde ıicak çorbalar gelmiş ve
arkasından da, derviş kaşıkları denilen bir metre boyunda kaşiklar.
Ermiş "Bu kaşıklarin ucundan tutup şöyle yiyeceksiniz"
diye bir de şart koymuş. "Peki" demişler ve içmeye teşebbüs etmisler. Fakat o da ne? Kaşiklar uzun geldiğinden bir türlü döküp saçmadan götüremiyorlar
aðizlarina. En sonunda bakmişlar beceremiyorlar,
öylece aç kalkmişlar sofradan.
Bunun üzerine "Şimdi..." demiş ermiş. "Sevgiyi
gerçekten bilenleri çağıralım yemeğe." Yüzleri aydinlık, gözleri sevgi ile gülümseyen ışıklı insanlar
gelmiş oturmuş sofraya bu defa. "Buyrun" deyince her biri uzun boylu kaşığını çorbaya daldırıp, sonra karşisindaki kardeşine uzatarak içmisler
çorbalarını. Böylece her biri diğerini doyurmuş ve
şükrederek kalkmışlar
sofradan."Işte" demiş ermiş: "Kim ki hayat sofrasinda
yalnız kendini görür ve doymayı düşünürse o aç kalacaktır. Ve kim kardeşini düşünür de
doyurursa o da kardeşi tarafindan doyurulacaktir.
Şüphesiz şunu da unutmayin; hayat pazarinda alan değil veren kazançlıdır herzaman..
7.20.2008
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder