11.29.2008

KÖR ÇOÇUK

Adamın biri, ilk defa gittiği küçük bir kasabada şaşkın şaşkın

gezindikten sonra yol kenarında duran bir arabanın yanına sokulmuş ve arka

koltukta tek başına oturan çocuğa:

- Buraların yabancısıyım, demiş. Parkın hemen yanıbaşındaki fırını

arıyorum, çok yakın olduğunu söylediler.

Çocuk, arabanın penceresini iyice açtıktan sonra:

- Ben de buraya ilk defa geliyorum, demiş. Ama sağ tarafa gitmeniz

gerekiyor herhalde.

Adam, çocuğun da yabancı olmasına rağmen bunu nasıl anladığını sormuş

ister istemez.

Çocuk:

-Ihlamur çiçeklerinin kokusunu duymuyor musunuz? diye gülümsemiş.

Kuş cıvıltıları da oradan geliyor zaten.

- iyi ama, demiş adam, bunların parktan değil de tek bir ağaçtan

gelmediği ne malûm?

- Tek bir ağaçtan bu kadar yoğun koku gelmez, diye atılmış çocuk.

Üstelik,

manolyalar da katılıyor onlara. Hem biraz derin nefes alırsanız,

fırından

yeni çıkmış ekmeklerin kokusunu duyacaksınız.

Adam, gözlerini hafifçe kısarak denileni yaptıktan sonra, cebinden bir

kağıt para çıkartıp teşekkür ederken farketmiş onun kör olduğunu.

Çocuk ise, konuşurken bir anda sözlerini yarıda kesmesinden anlamış,

adamın kendisini farkettiğini.

Işığa hasret gözlerini ondan saklamaya çalışırken - Üç yil önce bir kaza

geçirmiştim, demiş, görmeyi o kadar çok özledimki.

Sizinkiler sağlam öyle değil mi?

Adam, çocuğun tarif ettiği yerde bulunan fırına yönelirken:- Artık emin değilim, demiş. Emin olduğum tek şey, benden daha - iyi gördüğündür

1 yorum:

Adsız dedi ki...

her zaman kafa gözüyle göremez insan
önemli olan gönül gözü ile görmek

ve gözlerimizin kımetni bilmeliyiz

onu bize bahşedene şükrederek

göz nimetinin kakını vererek inş...
selamlar