2.27.2009



SiZ HiÇ ÇoK SevDiğinizin Arkasından GöZ Yaşı Döktünüzmü??
BuGün yine yalnızım Arkadaşım, Kızgınım Kırgınım Hüzün ise hat safada
Ama niye kırgınım kime kızgınım neden cevabı bende Bilmiyorum, soruyorum kendime ama cevabım yok, YOK
kaybettiğim neydi ??kimdi?
onamı??? bu kırgınlık onun içimdeki her şeyi götürmesimi giderken, yalnızlığıma kırgınlığıma hüzünlerime kattığım Arkadaşımmıydı? buna sebeb;onun Gidişimi bendeki bu hâl.
Kimi kaybettim Ben, çokmu yakınım; kimdi?Bana göre değeri neydi???
Ruzgarda dalları eğilmiş yalnız bir ağaç gibiyim şimdi,"O"güçsüzlüğüme güçmüydü?
Neydi Varlığı benim için,
O Teselliydi evet ,karanlık çöktüğünde aydınlık ışık belki Öyleyse "O" dosttu; arkadaşdı,Arkadaş dediğinde öyle olmalıyda zaten.Yıllardır yaşadığım içindeki Yalnızlığıma katmışım onu,farkında bile deyilmişim meğerse.
Nasıl geldi? Nerden Geldi? Bu yalnızlığıma nasıl ortak oldu bilmiyorum ama hep Ordaydı belki, Yalnızlığın yalnız Arkadaşıydı.
Her güzel şeylerin yarım kaldığı bu dünyada, O da yarım kaldı bende yine ve Yine...
Ben Yalnızlık yolunda bulmuştum Arkadaşımı Caddelerde sokaklarda hep yalnızım derken bulmuştum, Belkide ondandı bendeki Bu Karanlık Hüzün bilmiyorumen kalabalıklar içinde Yalnızken hiç Beklemediğim bir anda çekmişti beni Kolumdan ve yine aynı yerde aynı anda Bırakıverdi, belki hiçç istemeden Gitmeyi...
Daha anlatamadığım Yalnızlıklarım vardı Arkadaşım, dinleyemeğiM seninde vardı biliyorum ama... Kelimeler tükenirken Dilinde hayata gözleni kapatırcasına susmak gibi ama içindeki umut hiç bitmeden bir yerlerde olduğunu bilmek gibi ne çok yakında ne çok uzakta bir yerde...Belkide yalnız ve sesiz yüreklerde,belki Hüzünlü gölgelerdeKimse dokunmamıştı senin kadar hüzünlerime, kırgınlığım,kızgınlığım bundan,Kimse bilmemişti beni ben söylemeden senin kadar,Arkadaşım
Yine kaldık Üç kişi Yalnızlığım Ben ve Hüzünlerim,açılmayacak artık bir daha hiç kapısı Yalnızlığımın Kapandı sımsıkı İlelebet Arkadaşım Seninle bitti,Yürekten kapandı ve kilitlendi sımsıkı.
Ama daha Söylenmemiş Sözleri vardı Hüzünlerimin ve Yalnızlığımın ,zaman bulamamıştı anlatmaya ama söz bitti kilitlendi dilim Arkadaşım. Sözlerim vardı Şiirlerim ,Türkülerim vardı söylenecek ama Sözün bittiği yerde ne kalırki Susmaktan başka...
Bırak Beni YaLnızLığıma. . ! Olsun sen sussanda ben susmam anlatırım yalnız ruzgarlara belki bir gün onlar sana fısıldar bunları kim bilir...
Evet anlıyorum şimdi, Bulamadığım Sorularımın cevaplarını,Kaybettiğim arkadaşımdı... Sesime ses Veren YalnızlığımdaHüzünlerim çığlık çığlık olduğunda da yanımda OLandı Hiç karşılıksız hüzünlerimi paylaşandı, en üzgün halimde beni teselli edendi, arkadaşımdı insandı Belki hayaldi önceleri ama şimdi çok gerçek,gidişi gibi,biliyorumki hiç unutulmayacak, zaman ilerleyecek geçecek kırgınlığım ve kızgınlığım ,zaten ben kendime kızıyorum arkadaşım sana deyil asla, Olamazda
Gitmeliydin belki,Sebebin vardı, olsun arkadaşım boş ver ben bunada alışırım...
Benim mevsimlerim hep hüzündür zaten iklimlerimse hep yağmur.Bulutlar bana eş olur ben onlara,katarız yağmurlarımızı birbirine, beraberce göndeririz Damlalarımızı Toprağa, Kimse kirletemez Yalnızlığımızın ıslattığı kurak toprakları Ve Kimse bilmez Hüzünlerimiz nasıl göz Yaşı olmuş akmış,Sessiz ve derin...Bu yüzden severim yağmurda yürümeyi. Ne vakit olursa olsun bulutlar çağırır beni,alışkınız biz beraber olmaya her dem...Ve benim yağmurum beni bırakmayan sadık dostum Ve Hep benim Sadece benim...Ve yine dardayım yine sessizlikle Yanlız...
Seni bir güvercin misali uçurdum Akadaşım Gittin...
Nasıl oldu anlamadan Gittin...
Olsun bana bıraktın yalnızlık yollarını caddelerini sokakları zaten beNimdi ya Yine benim Şimdi...Dönmeyeceksim biliyorum,Yaslandığım,Dinlendiğim,Dinlediğimi Kaybettim Ben Zamansız En büyük hazinesi insanın Arkadaşıdır,hep Arkadaşça Olan hasapsız VE SorgusuzcaHep benimle Hep ileri bildiğimOmzumda hissettiğim güvendiğimSadık dostumun Elleri şimdi Bitti, Söz bitti ve GittiÜzgünüm Kırgınım Kızgınım.


Çok Üzgünüm Arkadaşım...
Bazen sebebini bilmez insan
Vakitsiz gelir hüzün,Yalnızlığın Başladığı yerde oda Vardır.. Ve hep olacaktır da
Dosta düşman Olunmaz Hüzün benim Dostum,Arkadaşım Yalnızlığım, biz yine beraberiz senden öncesi gibi sonrada Alışkınız biz olsun Birikmişliğin üstüne buda gelsin nasıLsa heybemde yer var,sol yanım hep kabul ettiği gibi bunuda eder Zaman geçer azalır Hüzün belki ama hiç bitmez Arkadaşım...
Gönül ne kadar kin tutsa bileSevgiye nefret ışık tutmazBen silip geçsem, bu seferdeKalbim söküp atamazDedim ya arkadaş;
Dost hiçbir zaman unutulmaz! Bitti derken hayat YENİ başlar!!!!!!!Ve her GÜZEL şey gibi ÇABUK biter.Bitti DERSEN hayat TÜKENMEDEN,ACISI içinde SÜRER gider.

2.14.2009

YA SİZCE

YA SİZCE
Tarih 31 Ocak 2009 Cumartesi akşamı saat 20.00 civarı.
Akşam yemeğimizi yemiştik. Çay faslına geçtiğimiz halde kız kardeşim Büşra saat 19:00 gibi eve gelmesi gerekirken hala ortalarda yoktu. Saat 20.00 ye kadar İstanbul trafiğini de hesaba katarak içimdeki telaşa rağmen beklemeyi tercih etmiştim. Ama artık 20.00 de sabrım tükendi. Ve kız kardeşimi cep telefonundan aradım. Telefonu 3-4 defa çaldı. Ve bir yabancı açtı telefonu…
Telefonun arkasından gelen ambulans sesleri kulaklarımda hala yankılanıyor. Karşımdaki ses bana kız kardeşim Büşra nın neyi olduğumu sordu. Abisi olduğumu söyledim. Ve neler oluyor dedim. Telefondaki bayan bana Büşra ya bir motorun çarptığını ve hala yerde yattığını acilen kaza yerine gitmem gerektiğini söyledi. Nasıl giyindiğimi hatırlamıyorum. Babam ve ben evden yıldırım hızıyla çıktık.2 dakika sonra kaza yerindeydik. Büşra hala telefondaki bayanın dediği gibi yerde hareketsiz yatıyordu. Yanına koştum. Ve Büşra tamam yanındayız dedim. Ambulans önde ben arkada Göztepe Eğitim ve Araştırma hastanesine gittik. Büşra’yı acil cerrahi odasına aldılar. Biz bir an önce bir şeyler yapılmasını beklerken görevliler bize Büşra’nın nüfus cüzdanındaki cilt no ve sıra no. sunu sordular. Bu prosedürler bittikten sonra nihayet doktorlar geldi kan tahlili için örnekler alındı ve bizi röntgene ardından da tomografi çekimine gönderdiler.Hastanede döndük durduk bir laboratuar bir röntgen bir başka laboratuar derken saat 23.00 gibi doktorlar geldi tahlil ve röntgenlere bakıldı.Büşra da hiçbir kırık çıkık olmadığını 23.30 gibi öğrendik son olarak beyin tomografisine bakmaya gelmişti sıra.Beyin cerrahiden bir doktor tomografilere baktı baktı ve bize korkunç gerçeği söyledi.
‘’BEYİNDE KANAMA VAR’’
Bende babamda adeta yıkılmıştık birbirimize yaşlı gözlerle bakıyor bu kâbusun bir an önce bitmesi için çığlık atmak istiyorduk sanki.
Tomografiye bakan doktor bir uzman doktor çağırmıştı ve filme beraber bakıyorlardı. Onlarda bir müddet baktıktan sonra bize çok şaşırtıcı bir soru sordular.
Büşra nın daha önce herhangi bir sıkıntısının derdinin olup olmadığını sağlıklı insanlar gibi yürüyüp yürümediğini gezip gezmediğini kısacası sağlıklı insanlar gibi tepkileri olup olmadığını sordular bize. Bu soruya çok şaşırmıştık. Evet dedik hiçbir derdi problemi ya da rahatsızlığı yoktu daha önce.
Nedendi ama bu soru? Ve doktorlara sorduk neden diye? Ve yine bir acı gerçekle karşılaştık o sorumuza cevap olarak. Hastanın çok daha önceden beyninde bir kist varmış dedi doktorlar bize.
Babamda bende o kadar bitmiş tükenme noktasına gelmiştik bu gerçeklerle. Beyin ameliyatı olmasından o kadar korkuyorduk ki; daha önce karşılaştığımız vakalardan hiç olumlu sonuçlanan bir beyin ameliyatı görmemiştik çünkü.
Doktorlara korkarak o zor ve bir o kadarda yüreklerimizi yakan soruyu sordum.
-Ameliyat olması gerekiyor mu?
Ve cevap
-Evet
Babam gözlerinden akıtırken gözyaşlarını ben yüreğime akıtıyordum. Güçlü olmamız gerekiyordu. Hem Allah’tan gelen baş göz üstüne değil miydi?
Aklımıza hemen aile dostumuz olan Dr. Kemal Bey geldi. Cep telefonundan Durumu ona anlattık ve ondan bize fikir vermesini istedik. O da bize beyin söz konusu ise hastayı sakın başka bir yere nakil gibi şeyler düşünmeyin ve doktorlar ameliyat diyorsa vakit geçirmeden hemen ameliyat ettirin dedi. Artık çare yoktu hastane için acaba tanıdık birilerini bulabilir miyiz derken iş yerinden arkadaşım Melih geldi aklıma. Sanki bir tanıdıktan söz ediyordu o.Hemen onu da aradım ve durumu anlattım. Öyle bir insandı ki o ne zaman bir sıkıntımı söylesem hemen geliyorum der onu zorla durdururdum ama şimdi onu yanımda istiyordum gelsin ve yanımda bana destek olsun istiyordum ve zaten öyle de oldu. Ona ne kadar teşekkür etsem azdır. Allah bin kere milyon kere razı olsun ondan. O nu görünce yüreğime sessizce akıttığım gözyaşlarım artık yüreğime de sığmamış olacak ki gözlerimden akmaya başladı. Ona sarıldım ve ağlamaya başladım.
O kadar ters bir zamana denk gelmişti ki kazadan önceki Salı günü Annem ve eşimi biraz hava değişikliği olsun diye kayınbiraderimin evine Muğla’ya göndermiştik. Şimdi kız kardeşim ameliyat olacak ama annemin haberi yok ona nasıl söyleyeceğimi düşünmeye başlamıştım hem Büşra nın yanında bir bayana ihtiyaç vardı refakatçi olarak. Kim kalacaktı?
Ama Rabbim ne kadar büyük ne kadar hikmet sahibi orda da imdadımıza Büşra ya çarpan adamın patronunun eşi koştu. Ben kalırım onunla dedi. Rabbim sen ne kadar yüce hikmet sahibi ne kadar büyük bir lütuf sahibisin ama aciz kulların olan bizler bilmiyoruz.
Büşra yı ameliyat için hazırlamaya başlamışlardı elimiz yüreğimizde elimizden hiçbir şey gelemez vaziyette bekliyorduk.
Hayatımda atacağım en zor imzayı istiyordu doktorlar, kendi el yazımla benden şunu istiyorlardı.
Ameliyat sonrası felç ve ölüm ihtimalleri anlatıldı ve kabul ettim ve altına imza…
Ameliyat başlamıştı artık saatlerce sürecek olan bu durumun geçmesi için saniyeleri sayıyor aklımızdan geçen şeylere cevap vermeye çalışıyorduk kendimizce.
Ama beklediğimiz gibi saatler sürmemiş 45 dakika sonra doktorlar kapıda belirmişti. koştuk ve sorduk nasıl geçti diye. Yüreklerimizi su serpen ama aynı zamanda da bizi hüzne boğan cevap şuydu.
-Ameliyat başarılı geçti ama her şeye hazırlıklı olun.
Evet, bitmişti ameliyat artık beklememiz gereken ilk 72 saatlik kritik süreç başlamıştı. Benim canım arkadaşım Melih beni eve gitmem için zorluyor ve yarının benim için çok daha zor olacağını söylüyordu.
Evet, yarın benim için çok daha zor olacaktı canım anneme durumu ben açıklayacaktım.
Sonraki gün sabah saat 8.10 ve annemler geldi. Daha arabaya yeni binmiştik ki bana seslenerek hemen Büşra yı arayın da kahvaltıyı hazırlasınlar dedi. Hiç birimizden çıt çıkmıyordu. Eve kimseden tek kelime çıkmadan gelmiştik. Annem eve girdi ve hala yatıyor mu bu kız dedi?
Benim için zor an gelmişti artık. Anneme;
-anne dün Büşra eve dönerken bir motor …..
Demiştim ki Annem hüngür hüngür ağlamaya başlamıştı bile bende geceden haber verdiğim eşimde Anneme sarılarak Anne üzülme inşallah ameliyatı başarılı geçti dedik, annemin ameliyattan bile haberi yok tu ki. Bize ne ameliyatı olduğunu sordu. Artık bir şey gizlemenin anlamı olmadığı için her şeyi olduğu gibi anlattım ve hastaneye doğru yola çıktık. Büşra iki gözü de mor burnu yaralı ve baygın bir şekilde yatıyordu hastanede annemin onu ilk gördüğünde verdiği tepkiyi yüzündeki hüznü herhalde bir ömür boyu unutmayacağım.
Evet, şu anda tarih 5 Şubat 2009 ve ameliyatın üzerinden beş gün geçti kritik denen o bitmez tükenmez 72 saatte geçmişti artık ve Büşra Rabbime sonsuz şükürler olsun ki kendine gelmiş şuuru açık tepkileri gayet güzel bir şekilde artık taburcu olmayı bekliyor. Rabbim cümlemizin hastalarına acil şifalar versin inşaalllah.
Belki biraz uzun yazdım olanları ama anlatmak istediğim aslında kısacık bir şey ne dersiniz;
GERÇEKTENDE RABBİMİN HER İŞİNDE BİZ KULLARI İÇİN HAYIRLAR GİZLİ DEĞİL Mİ?
Doktorlar eğer Büşra bu kazayı geçirmemiş olsa ve beynindeki o kistin alınmamış olması durumunda ya felç ya da ani beyin kanamasına neden olacağını ve bunun Büşra için çok daha kötü sonuçlanabileceğini söylemişlerdi çünkü.

2.03.2009

VUSLAT




Vuslata Doğru Yol Göründü



Sözlerin, yağmurlu bir yaz akşamında serinletiyor gönül ateşimi...


Rüzgâr rüzgâr esip te gafletimin üzerine, tüm paslanmışlığını maziye bırakıyor...


Bulmuşken seni, hissetmişken sıcaklığını, akıtmışken uğrunda bir kaç damla kan, geri dönüşü yok Sevgili !




Başım kadar kalbimi de koydum ben yoluna...


Özlemim kadar sevdamı da aldım azık diye yanıma...
Sana Sevgili; sana kavuşmak olmasa yolun sonunda, vuslata ermek süslemese rüyâlarımı, seninle aynı aşk'ı teneffüs etmek mümkün olmasa,


bugün hangi kimlikle adımı taşırdım?


Hangi duyguyu aşk diye koyup ta bohçama,


asılsız sevgililerin peşine düşerdim; ve ardında mutlak acı son...


hüzün hemen ardı sıra...
"En Sevgili" diye gönül defterimin ilk satırına yazdığım,


"Ey Sevgili" diye sayfalarımı özlemlerle doldurduğum Sevgili !


Bir kez görebilseydim de gül çehreni, gözlerim ebede kadar kör kalsaydı...
Dualarıma gözyaşlarımı ortak ttim.


Bir de nur adını... Sana yakın olabilmek için Yâr!


Sinemde ne varsa bir vuslat uğruna adadım yoluna...


sundum kabine...
Dilim lâl kaldı Sevgili; bir seni konuşuyor...


Bir seninle birlikte pay ettiği sevdayı anıyor....


Öyle ki; bülbülün güle olan manidar şarkıları gibi dilimdesin...
Biliyorum; sadece kalimi feda etmek yetmiyor sana ulaşmak için...


Her şeyimi hîbe etmeliyim...her şeyimi... Bu can bu bedende fazlalık Sevgili !


Sana ulaşmak için bu fazlalığı atmalıyım hayatımdan...


İşte canımla, kanımla, malımla ey Sevgili ! Yolundayım...İzindeyim...


Davanı kaldığın yerden hâkim kılmak adına mücadeledeyim...


Önce nefsimle, kalbimle, bedenimle...
Ya Rabb ! Şehadetimi köprü eyle Sevgililer Sevgilisine kavuşmam için..


.Vuslatımı takdir et...


Canımı kabul buyur aşk'ına...
Duam Sanadır Rabb'im !...


Selâmım En Sevgili'ye !...

Ya Rabb ! Şehadetimi köprü eyle


Sevgililer Sevgilisine kavuşmam için...


Vuslatımı takdir et... Canımı kabul buyur aşk'ına...
Duam Sanadır Rabb'im !...Selâmım En Sevgili'ye !...

Bakmayın çevremi kuşatanlara;Hüznün, yalnızlığın yazarıyım ben !...


zelal


alıntı