YA SİZCE
Tarih 31 Ocak 2009 Cumartesi akşamı saat 20.00 civarı.
Akşam yemeğimizi yemiştik. Çay faslına geçtiğimiz halde kız kardeşim Büşra saat 19:00 gibi eve gelmesi gerekirken hala ortalarda yoktu. Saat 20.00 ye kadar İstanbul trafiğini de hesaba katarak içimdeki telaşa rağmen beklemeyi tercih etmiştim. Ama artık 20.00 de sabrım tükendi. Ve kız kardeşimi cep telefonundan aradım. Telefonu 3-4 defa çaldı. Ve bir yabancı açtı telefonu…
Telefonun arkasından gelen ambulans sesleri kulaklarımda hala yankılanıyor. Karşımdaki ses bana kız kardeşim Büşra nın neyi olduğumu sordu. Abisi olduğumu söyledim. Ve neler oluyor dedim. Telefondaki bayan bana Büşra ya bir motorun çarptığını ve hala yerde yattığını acilen kaza yerine gitmem gerektiğini söyledi. Nasıl giyindiğimi hatırlamıyorum. Babam ve ben evden yıldırım hızıyla çıktık.2 dakika sonra kaza yerindeydik. Büşra hala telefondaki bayanın dediği gibi yerde hareketsiz yatıyordu. Yanına koştum. Ve Büşra tamam yanındayız dedim. Ambulans önde ben arkada Göztepe Eğitim ve Araştırma hastanesine gittik. Büşra’yı acil cerrahi odasına aldılar. Biz bir an önce bir şeyler yapılmasını beklerken görevliler bize Büşra’nın nüfus cüzdanındaki cilt no ve sıra no. sunu sordular. Bu prosedürler bittikten sonra nihayet doktorlar geldi kan tahlili için örnekler alındı ve bizi röntgene ardından da tomografi çekimine gönderdiler.Hastanede döndük durduk bir laboratuar bir röntgen bir başka laboratuar derken saat 23.00 gibi doktorlar geldi tahlil ve röntgenlere bakıldı.Büşra da hiçbir kırık çıkık olmadığını 23.30 gibi öğrendik son olarak beyin tomografisine bakmaya gelmişti sıra.Beyin cerrahiden bir doktor tomografilere baktı baktı ve bize korkunç gerçeği söyledi.
‘’BEYİNDE KANAMA VAR’’
Bende babamda adeta yıkılmıştık birbirimize yaşlı gözlerle bakıyor bu kâbusun bir an önce bitmesi için çığlık atmak istiyorduk sanki.
Tomografiye bakan doktor bir uzman doktor çağırmıştı ve filme beraber bakıyorlardı. Onlarda bir müddet baktıktan sonra bize çok şaşırtıcı bir soru sordular.
Büşra nın daha önce herhangi bir sıkıntısının derdinin olup olmadığını sağlıklı insanlar gibi yürüyüp yürümediğini gezip gezmediğini kısacası sağlıklı insanlar gibi tepkileri olup olmadığını sordular bize. Bu soruya çok şaşırmıştık. Evet dedik hiçbir derdi problemi ya da rahatsızlığı yoktu daha önce.
Nedendi ama bu soru? Ve doktorlara sorduk neden diye? Ve yine bir acı gerçekle karşılaştık o sorumuza cevap olarak. Hastanın çok daha önceden beyninde bir kist varmış dedi doktorlar bize.
Babamda bende o kadar bitmiş tükenme noktasına gelmiştik bu gerçeklerle. Beyin ameliyatı olmasından o kadar korkuyorduk ki; daha önce karşılaştığımız vakalardan hiç olumlu sonuçlanan bir beyin ameliyatı görmemiştik çünkü.
Doktorlara korkarak o zor ve bir o kadarda yüreklerimizi yakan soruyu sordum.
-Ameliyat olması gerekiyor mu?
Ve cevap
-Evet
Babam gözlerinden akıtırken gözyaşlarını ben yüreğime akıtıyordum. Güçlü olmamız gerekiyordu. Hem Allah’tan gelen baş göz üstüne değil miydi?
Aklımıza hemen aile dostumuz olan Dr. Kemal Bey geldi. Cep telefonundan Durumu ona anlattık ve ondan bize fikir vermesini istedik. O da bize beyin söz konusu ise hastayı sakın başka bir yere nakil gibi şeyler düşünmeyin ve doktorlar ameliyat diyorsa vakit geçirmeden hemen ameliyat ettirin dedi. Artık çare yoktu hastane için acaba tanıdık birilerini bulabilir miyiz derken iş yerinden arkadaşım Melih geldi aklıma. Sanki bir tanıdıktan söz ediyordu o.Hemen onu da aradım ve durumu anlattım. Öyle bir insandı ki o ne zaman bir sıkıntımı söylesem hemen geliyorum der onu zorla durdururdum ama şimdi onu yanımda istiyordum gelsin ve yanımda bana destek olsun istiyordum ve zaten öyle de oldu. Ona ne kadar teşekkür etsem azdır. Allah bin kere milyon kere razı olsun ondan. O nu görünce yüreğime sessizce akıttığım gözyaşlarım artık yüreğime de sığmamış olacak ki gözlerimden akmaya başladı. Ona sarıldım ve ağlamaya başladım.
O kadar ters bir zamana denk gelmişti ki kazadan önceki Salı günü Annem ve eşimi biraz hava değişikliği olsun diye kayınbiraderimin evine Muğla’ya göndermiştik. Şimdi kız kardeşim ameliyat olacak ama annemin haberi yok ona nasıl söyleyeceğimi düşünmeye başlamıştım hem Büşra nın yanında bir bayana ihtiyaç vardı refakatçi olarak. Kim kalacaktı?
Ama Rabbim ne kadar büyük ne kadar hikmet sahibi orda da imdadımıza Büşra ya çarpan adamın patronunun eşi koştu. Ben kalırım onunla dedi. Rabbim sen ne kadar yüce hikmet sahibi ne kadar büyük bir lütuf sahibisin ama aciz kulların olan bizler bilmiyoruz.
Büşra yı ameliyat için hazırlamaya başlamışlardı elimiz yüreğimizde elimizden hiçbir şey gelemez vaziyette bekliyorduk.
Hayatımda atacağım en zor imzayı istiyordu doktorlar, kendi el yazımla benden şunu istiyorlardı.
Ameliyat sonrası felç ve ölüm ihtimalleri anlatıldı ve kabul ettim ve altına imza…
Ameliyat başlamıştı artık saatlerce sürecek olan bu durumun geçmesi için saniyeleri sayıyor aklımızdan geçen şeylere cevap vermeye çalışıyorduk kendimizce.
Ama beklediğimiz gibi saatler sürmemiş 45 dakika sonra doktorlar kapıda belirmişti. koştuk ve sorduk nasıl geçti diye. Yüreklerimizi su serpen ama aynı zamanda da bizi hüzne boğan cevap şuydu.
-Ameliyat başarılı geçti ama her şeye hazırlıklı olun.
Evet, bitmişti ameliyat artık beklememiz gereken ilk 72 saatlik kritik süreç başlamıştı. Benim canım arkadaşım Melih beni eve gitmem için zorluyor ve yarının benim için çok daha zor olacağını söylüyordu.
Evet, yarın benim için çok daha zor olacaktı canım anneme durumu ben açıklayacaktım.
Sonraki gün sabah saat 8.10 ve annemler geldi. Daha arabaya yeni binmiştik ki bana seslenerek hemen Büşra yı arayın da kahvaltıyı hazırlasınlar dedi. Hiç birimizden çıt çıkmıyordu. Eve kimseden tek kelime çıkmadan gelmiştik. Annem eve girdi ve hala yatıyor mu bu kız dedi?
Benim için zor an gelmişti artık. Anneme;
-anne dün Büşra eve dönerken bir motor …..
Demiştim ki Annem hüngür hüngür ağlamaya başlamıştı bile bende geceden haber verdiğim eşimde Anneme sarılarak Anne üzülme inşallah ameliyatı başarılı geçti dedik, annemin ameliyattan bile haberi yok tu ki. Bize ne ameliyatı olduğunu sordu. Artık bir şey gizlemenin anlamı olmadığı için her şeyi olduğu gibi anlattım ve hastaneye doğru yola çıktık. Büşra iki gözü de mor burnu yaralı ve baygın bir şekilde yatıyordu hastanede annemin onu ilk gördüğünde verdiği tepkiyi yüzündeki hüznü herhalde bir ömür boyu unutmayacağım.
Evet, şu anda tarih 5 Şubat 2009 ve ameliyatın üzerinden beş gün geçti kritik denen o bitmez tükenmez 72 saatte geçmişti artık ve Büşra Rabbime sonsuz şükürler olsun ki kendine gelmiş şuuru açık tepkileri gayet güzel bir şekilde artık taburcu olmayı bekliyor. Rabbim cümlemizin hastalarına acil şifalar versin inşaalllah.
Belki biraz uzun yazdım olanları ama anlatmak istediğim aslında kısacık bir şey ne dersiniz;
GERÇEKTENDE RABBİMİN HER İŞİNDE BİZ KULLARI İÇİN HAYIRLAR GİZLİ DEĞİL Mİ?
Doktorlar eğer Büşra bu kazayı geçirmemiş olsa ve beynindeki o kistin alınmamış olması durumunda ya felç ya da ani beyin kanamasına neden olacağını ve bunun Büşra için çok daha kötü sonuçlanabileceğini söylemişlerdi çünkü.
2.14.2009
YA SİZCE
Etiketler:
anne,
aslan,
avcı,
blog,
cebrail,
gül,
Hz.Muhammed,
islam,
kelebek,
köle,
nurmektebi,
peygamber,
pişmanlık,
risale,
risale-i nur,
serçe,
tecrübe,
www.nurmektebi.tr.gg
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

1 yorum:
selam
Mümin kişinin durumu ne kadar şaşırtıcıdır! Zira her işi onun için bir hayırdır. Bu durum, sadece mümine hastır, başkasına değil: Ona memnun olacağı bir şey gelse şükreder, bu ise hayırdır; bir zarar gelse sabreder, bu da hayırdır.
sonucu ancak mevla bilir biz kıt aklımızla yorum yaparız,bize düşen veva neylerse güzel eyler demek düşer selamm ve selametle...
Yorum Gönder