7.20.2008

Dostluk ipi

Genç adam iyi bir terziymiş. Bir dikiş
makinesi ve Küçücük bir dükkânı varmış.
Sabahlara kadar uğraşıp didinir ama
Pek az para kazanırmış.
Çok soğuk bir kış gecesi dükkânı kapatırken
elektrik Sobasını açık unutmuş ve çıkan
yangın onun felaketi olmuş. Artık
Ne bir işi varmış ne de parası.
Günler boyu iş aramış ama bulamamış.

Yük taşımış,Bulaşıkçılık yapmış, yine de

Evinin Kirasını ödeyecek kadar para

Kazanamamış.
Sonunda ev sahibinin de sabrı taşınca, küçük bir

Bavula sığan eşyalarıyla sokakta bulmuş kendini.

Mevsim kış, hava ayaz olsa da genç adamın köşedeki

Parktan başka gidecek yeri yokmuş.

Bir sabah iş arayacak derman bulamamış bacaklarında.
Açlıktan ve soğuktan bitkin bir şekilde bankta

Otururken, kocaman bir araba yanaşmış kaldırıma.

Arka kapıyı açmaya çalışan Şoförü kızgınlıkla yana itmiş

arabadan inen yaşlı adam,

"Yalnız bırakın Beni, parkta dolaşırsam belki sinirim geçer"

diye söylenmiş.Zengin bir işadamı olduğu her

halinden belli olan ihtiyar, birkaç

Adım attıktan sonra bankta titreyen terziyi görmüş.
Terzi, adamın üzerindeki paltoya bakıyormuş dikkatle.

Birden siniri geçiveren ihtiyar,

"Zavallı adamcağız kim bilir nasıl üşüyordur,

Ona nasıl yardım etsem acaba?"

diye düşünmeye başlamış.

Oysa terzinin düşlediği paltonun
sıcaklığı değilmiş.
O, çok kalın Ve kaliteli bir kumaştan üretilen bu
paltonun sahibine hiç de
Yakışmadığını ve onun vücuduna
uygun şekilde dikilmediğini düşünüyormuş.

Yaşlı işadamı terzinin yanına yaklaşıp,

"Ne o evlat, bu ayazda parkta

Donmuşsun. İstersen paltomu sana verebilirim"

deyince, "Hayır, teşekkür ederim. Ben sadece

bu paltonun size göre olmadığını

Düşünüyordum. Kumaşı fazla kalın ve sizi

olduğunuzdan şişman göstermiş"
Diye yanıt vermiş terzi.

Yaşlı adam bu cevabı alınca hayli şaşırmış.

Çünkü o da üzerindeki

Paltoya onca para ödediği halde

Kendisine bir türlü yakıştıramıyormuş
"Soğuktan titrerken nasıl böyle bir
şeye dikkat edebiliyorsun?"

Diye soran yaşlı adam,
"Ben terziyim"
yanıtını alınca
"Benimle
Gel, hayat hikâyeni yolda anlatırsın“

diyerek arabaya bindirmiş.
Bizim terziyi. Bu karşılaşma, terzinin hayatındaki
dönüm noktası olmuş.
Böyle yetenekli bir insanın işsiz ve evsiz
kalmasına çok üzülen
İyiliksever yaşlı adam, terziye bir dükkân
açmasına yetecek kadar para
Vermiş. Bunun karşılığında tek istediği kendi
giysilerini bu genç adamın
Dikmesiymiş.
Terzi yeniden bir işe hem de kendi işine başlamanın
heyecanıyla deliler
Gibi çalışmaya başlamış. Bu arada yaşlı işadamı da
desteğini esirgemiyor,
Onu kendi çevresinden zengin kişilerle
tanıştırarak yeni siparişler
Almasını sağlıyormuş.
Küçük dükkân önce kocaman bir modaevine dönüşmüş,
sonra da pek çok ünlü
Marka için üretim yapmaya başlamış. Terzi artık
"ünlü işadamı"
diye anılır olmuş.
Bir gün ihtiyar adam onu ziyarete gitmiş.
Terzi çok büyük bir iş
Bağlantısı yapmak üzere yurt dışına gidecekmiş
ve uçağa yetişmesine
Az bir zaman varmış.
Biraz sohbet ettikten sonra

Yaşlı adam birden fenalaşmış, kalp krizi geçiriyormuş.

Hemen bir

Ambulans çağırılarak hastaneye kaldırılmış.

Yeni işadamımız ise büyük işi kaçırmak istemediği

İçin uçağa yetişmiş.
Yaşlı adam krizi atlatmış ve uzun sure hastanede yatmış,

bir yandan da Sadece bir kez telefon ederek

durumunu soran terziyi bekliyormuş.

Fakat terzi daha çok para kazanmak için oradan

oraya koştururken

bir türlü yaşlı adamı ziyarete gidememiş.
Aradan o kadar uzun bir süre geçmiş

ki bu sefer de utancından yaşlı adamın

Kapısını çalamaz olmuş. Bir süre sonra

terzinin işleri yolunda gitmemeye başlamış.

Fabrikalarını kapatmak zorunda kalmış

ve elinde kala kala yine
küçücük bir dükkân kalmış.

Utana sıkıla yaşlı adama koşmuş

hemen nerede hata yaptığını

sormak için. Son derece kırgın olan

ihtiyar yine de onu kabul etmiş

ama anlatacağı öyküyü dinledikten

sonra hemen çıkıp gitmesini istemiş.
Ve başlamış anlatmaya:
"Bir zamanlar fakir bir oduncu varmış.

Ormandaki bir kulübede

Yaşar ve odun keserek hayatını kazanırmış.

Bir gün kulübesinde

Yangın çıkmış ve bu yangın bütün ormanı kül etmiş.
O çevrede kimse ona

güvenip iş vermeyince, çıkınını alan oduncu,

eşeğine binip yola koyulmuş.
Ağaçların arasında yürürken birinin kendisine
seslendiğini duymuş.Başını kaldırınca konuşanın
bir bülbül olduğunu görmüş.
Bülbül ona
"Senin haline çok üzüldüm, şimdi öyle
Bir büyü yapacağım ki eşeğin çok güzel şarkı
söylemeye
Başlayacak, sen de onunla gösteriler
yapıp çok para kazanacaksın"
Demiş. Gerçekten de eşek birbirinden güzel şarkılar söylemeye

Başlamış.
Oduncu o şehir senin bu kasaba benim dolaşıp eşeğine şarkı

söyletiyor ve herkes onları izlemek için birbiriyle yarışıyormuş.

Oduncu ve şarkı söyleyen eşeği bütün ülkede ünlenmişler. Bir gün

Yine bir gösteriye yetişmek için koştururlarken, bülbülün yardım

İsteyen sesini duymuş oduncu.
Bir kedi bülbülü yakalamış ve yemek

Üzereymiş. Şöyle bir duraklamış ama

gösteriye gitmemeyi, onca

Parayı kaçırmayı gözü yememiş, arkasına

bakmadan kaçmış oradan. Gösteri

başladığında ise eşeği her zamanki gibi
güzel şarkılar söylemek yerine
Sadece bir eşeğin çıkarabileceği sesleri çıkarmış.

Oduncu kendisini şarlatanlıkla suçlayan

izleyicilerin elinden

Canını zor kurtarmış.

İşte o zaman bülbül ölünce
büyünün bozulduğunu anlamış.
Ben de senin bülbülündüm ve sen beni öldürdün,
büyü de o yüzden
Bozuldu. Keşke güzel giysiler dikerken
dostluk ipliğini
Koparmasaydın..."
Öyküyü dinleyince hemen çıkıp gitmiş terzi,
çünkü söyleyecek bir
Sözü yokmuş...
ONUN SÖYLEYECEK BİR ŞEYİ YOK AMA
BEN SÖYLEMEK İSTERİM.
DOSTLUK İPLERİNİZİ
KOPARMAMANIZ DİLEĞİYLE.......

Hiç yorum yok: